23 Mart 2010

CEVİZ ÇOCUK OLDUMMM

Evet çok güzel bir ceviz çocuk oldun. Uzun zamandır okula gitme hayalleri kuruyordun. Her okulun önünde "baba dur dur okula gitmem lazım." diyordun. Hiç bir okulu "bak burası benim okulum" demeden geçmiyordun. Biz, ertelemye çalışarak, "bi 3 yaşını doldursun erken erken daha" diyorduk ama zaman durmuyor işte. Araştırmalar, öneriler derken bir öneri üzerine Ceviz Çocuk Anaokulunu bulduk. Daha önceki anaokulu turlarımızı sensiz yapmıştık bunu seninle yapalım dedik. Ohooo daha içeri girer girmez ortama uydun. Bütün binayı gezdin, sonra da bize rehberlik ettin. "Burası kütüphanemiz, kitap okuyoruz" Burası sınıfımız, burası spor odası ve tabii top havuzu... Kreş öneri elde var bir referans, kurucuları doktor, bir de Nilay öğretmenimiz Beypazarlı çıktı mı, mekan güzel, kocaman, ferah, aydınlık, bahçesi var, kocaman bir kukla odası da ekleyelim, çocuklara bakış açısı da bize uygun.
E tamam hadi gidelim, Pazartesi günü gelelim Efla'cım, ne dersin?
-Olmaz. Siz gidin ben oynayacağım.
Biz yok olalım öğretmenler ikna etsin diyoruz. Öğretmen elinde hırkasıyla geliyor. "Efla bunu da giderken eve götürmenizi istedi "diyor. Hay Allah.... Hasta olmasan o gün orada kesin kalıyordun. Ama hastalık nedeniyle ikna edilip anneannenin sıcak yuvasına son gidişini gerçekleştiriyorsun. Anneanen ve deden şaşkın. "NAsıl yani, pazartesi mi başlayacak. Ama yani hık mık..." Çare yok. Eşyalarımız ufatan topluyoruz ve cuma gecesi evimize geçiyoruz. Hafta sonunu bizde şaşkın ve hızlı bir hazırlıkla geçiriyoruz. Pazartesi seninle okulda kim kalacak. Anneannen hasta. Tyezeni arıyoruz. E bizde çok emin değiliz neler olacağından. Okul çantamız yok. Ya bu yaşta okul çantası ne ola. Arıyoruz bulamıyoruz. Artık yaşayarak göreceğiz. Sen yaşasın ceviz çocuk oldum dye dolanıyorsun ortalıkta. Biz ağaçtan düşen cevizi oynuyoruz.:) Pazartesi sabah her zamanki gibi sallanıyorsun. Giyinme ve evden çıkma işini sündürüyoruz. "Ama Eflacım Ceviz Okuluna gidecektik..." deyince bir gayret giyiniyorsun. O da ne elinde far kutusu gözünü neon ışığına çevirmişsin.


-E kzım bu ne şimdi.?
-Makyaj yapıyorum annecim.
-E neden?
-İyi görünmem gerek.
-???????
-Annecim bak gidince göreceksin arkadaşların hiç makyaj yapmamış olacak. Sen zaten iyi görünüyorsun. Hem bu kadar makyaj çok değil mi. (fardan görünmeyen ıslak mendile sırıtarak bakış.)
-Ama anne, ya anne, o anne ,bu anne......
-Tamam ama sadece bu kadar. Ben bile bu kadar sürmüyorum ya..
Saçlarını taramama laf etmiyorsun. Ama saçların açık kalacakmış. Böyle kendin gibi oluyormuşsun. Ne demekse????
-İştee ben, işte ben....
Çantamı alayım, içine şunu koyayım, o olmaz bu olur derken atıyoruz kendimizi sokağa nihayet. Yolda konuşturmaya çalışıyorum seni, heyecanını test edeceğim aklımca. İşte geldik. Hepimizden önce gidip kapıya dayanıyorsun ben çalarım zili diyerek. İçeri girip öğretmeninle dolabının başına gidiyorsun. Müdür öğretmen bize bakıyor, biz ona. Sonunada dayanamayıp "Eflacım anne baba işe gidiyor, hoşçakal de onlara" diyor. Uzaktan el sallıyorsun. Biz kibarca uğurlanıyoruz. Babana dönüp soruyorum " e ne oldu şimdi?" İkimizinde gözleri dolu düşüyoruz yola...


Saat 09:30'u zor ediyoruz. Sarılıyoruz telefona. Herşey yolunda, kahvaltısını çok güzel yaptı. Oynuyor top havuzunda. "Efla naber" dedim bakmadı bile diyor Nilay öğretmen. Anneanneni arıyorum. iyi haberi vereceğim. Eyvah anneannne kopmuş İki göz iki çeşme. " Yapma anne bak mutlu ne güzel" diyorum. "Yaaa sevmeseydi getirirdiniz geri işte" diye devam ediyoruz... Bir teyzen arıyor, bir deden, bir baban. Herkess merakta. Saat 15:00'ü zor ediyoruz. Arıyoruz tekrara. Herşey yolunda öğlen yemeğini çok güzel yedi, uykusunu uyudu, ikindi kahvaltısını yapacak birazdan, arakadaşlarını gözlemliyor, etrafı inceliyor, herşey yolunda diyorlar. Akşam servisle gelsin o zaman eve diyoruz peki diyorlar. Akşam saat altıda kapı çalınıyor. fırlayıp aşağı ineyim diyorum ama öğretmenin elinden tutmuş kapıya kadar çıkmışsın bile. Koşup sarılıyorsun boynuma. Anne spor yaptık, uyduk, yemek yedik, oyun oynadık, bahçeye çıktık. Arkadaşım mert vardı, Emre vardı, Gökçe vardı. Öğretmenimizin adı ne biliyor musun Ayliiin. Akşam "okulda" oyunu oynuyoruz. Ben Gökçe oluyorum sen Öğretmen. Hadi gökçe aç bacaklarını, zıpla... Tamam öğretmenim :)
Eve defterinle geldin. Ceviz çocuk seyir defteri... Defterine gününü kaydetmiş öğretmenin. Bak annecim bu kalpleri de sizin için yaptık :)
Bütün gece sorgu devam ediyor. Tabii telefon trafiği de. Artık sorularımdan bıktığın için konuşmuyorsun kimseyle.
Şaşkınım. Güçlüsün biliyorum ama bu kadar mı? Özgürsün evet ama bu kadar mı?
Ah be çocuk, gurur duyuyorum seninle.



video

2 yorum:

  1. minik efla'nın sitesi bayıldık gerçekten bizimde 1.5 ay sonra kızımız olacak ve ismini efla koymak istiyorum.siz sadece kulağa çok hoş geldi için mi koydunuz yoksa bildiğiniz başka bir anlamı var mı?bilge ve yer yüzünden cennete ulaşan çiçek olduğu doğru mu acaba bize yardımcı olursanız çok sevinirim.7.5 aydır içime sinen tek isim bu oldu anlamıda böyleyse kızınızın bir tane daha adaşı olacak:)cevap yazarsanız sevinirim.minik efla'ya bolca sevgi ve öpücük gönderiyorum.Elif kaya

    YanıtlaSil
  2. Teşekkürler Elif. Umarım sağlıkla kızına kavuşursun. Efla daha evlenmeden Osmanlıca sözlükte "Eflah" kelimesine ratladığımda Efla güzel isim olurdu dediğim bir isim. Kızım olursa bir gün koyarım demiştim.Felaha ermiş kurtulmuş anlamında. Tabii bu tür insanlar bilge oluyorlar. Cennete ulaşan çiçek konusunda hiç emin değilim aslına bakarsan. Efla adını çok önce kendi seçmişti. Mutlaka güzel bir anlamı vardır diye düşünüyorum. Müstakbel Eflamıza da güzel bir hayat diliyorum. Sağlıkla gelsin adıyla büyüsün işallah. Sevgiler bizden :)))

    YanıtlaSil