Minik balığım,
Anneciğin bir türlü beceremedi blok blok bloglar yazmayı sana ama bütün boş vaktini seninle geçirebiliyor olduğu için yine de şükrediyor.
Yazamadıklarımı, yani şu içimize dert olan kasım ayını bir solukta sıralarsam:
- Elini yaktın. (Kasım 2009) Elini yakmanı yadırgamıyorum elbet bir gün tadacaktın bunu. Ama kalaycı da olmalı mıydı? İşte bunu pek bilemiyorum.
(Beypazarı- müzenin kalaylanacaklarını alırken ışık cezp etti minik pervanemi)
Ah o kalaylı kaplar ah..
- 28 Kasım 2009-Kurban bayramının 2. Günü bezini bıraktın. Bu kadar kolay olacağını düşünmemiştim. Arife günü ve bayramın ilk günü gezdik ve seni bu fikre alıştırmaya çalıştık. Her zamanki gibi sonuç hızlı geldi. Kaçırmamayı da hırs haline getirdin. Kaçırıp kaçırıp ben hiç yapmadım annecim, hiç yapmam ben zaten diye diye unutuldu bez de diğer bebeklik simgelerinin yanına yollandı. . O güzel poponda ısırılmak üzere boşalmış oldu böylece. Sanırım işin en güzel yanı buJ
- İlk tiyatro deneyimimiz için oyun arıyorum. E tabii internetten. Tüm oyunları okuyup hangisini beğenirsin diye karar vermeye çalıştım ve sonunda kara kutu tekniği ile hazırlanmış bir rus oyunu buldum. Yaşına uygun, en sevdiğin şeyler yani kuklalar mevcut, teknikten anladığım kadarıyla karanlıkta ışıldayan bir sürü nesne de var. Tamam, aranan oyun bulundu. Oyun günü çok heyecanlıydın. Sabırsızdın. Tiyatroya gittik sen ortalıkta dolaşan minik arkadaşlarınla çığlıklar atıp oynarken ben etraftaki rus çocuk ve annelerin sırrı üzerine düşünmeye başlamıştım. Ne milliyetçi bir halk bak duyar duymaz destek vermeye gelmişler diyorum içimdeki eyvah sesini bastırmaya çalışarak. Salona girdiğimizde karşımıza çıkan ve oyunu anlatmakla görevli olan tercümanın boy göstermesiyle olay anlaşıldı. Meğer internette verilen eksik bilginini kurbanı olmuşuz. Oyunun Rusça olduğu gibi minik bir detay yazılmadığından “Kurbağa denize atlarsa” Türkçe isimli Rusça içerikli oyunumuz ilk tiyatromuz olarak tarihe geçti. Yine de sevdin.
“ Anne ne dediii? Benim onları ellemem gerek… Neden dokunmuyorummm?”
İşte bir türlü yazmadığımız kasım ayının ilkleri bunlardı. Arada kendimize sakladığımız, o anın içinde kocaman nefeslerle içimize çekip sindirdiğimiz bir sürü güzel şey oluyor buralara yazılamayan. Onlar ileride “ailemle aramda özel bir bağ var” diye hissetmene neden olacak sımsıkı sevgi halatlarına dönüşecek umuyorum. Gerekli yerlere yazılıyordur biliyorum.Seni seviyorum ve seninle gurur duyuyorum göz bebeğim.
0 yorum:
Yorum Gönder