*11.05.2009A: Anneciğim biliyor musun bir emzik perisi varmış. Artık emzik kullanmak istemeyen çocuklar emziklerini ona veriyorlarmış. Peri de onlara çok güzel dondurmalar getiyormuş. Ne dersin biz de periye verelim mi emziklerimizi o da sana dondurma getirsin??? (Fındığım periden ne anlıyor , onu neye beznetiyor bilemiyoruz tabi..)
E: (emziği elinde bi ona bi bana bakar) memeni verelim donnuma getirsin.
A: Tamam o zaman memeleri bugün anneannende bırakalım. Ama peri onları bir daha getirmeyecek. Tamam mı? Dondurma getirecek.
E: Tamam.?!?!!
Annemden çıkıp arabaya biniyoruz. Daha köşeyi dönmeden uyku hazırlığı yapma niyetiyle:
E: Anne meme istiyoruum...
A: A a a annem hani emzikleri periye verdik ya. O da sana dondurma getirecek ya.
E: Mememi verdim o da bana meme getirecek.
A: Yok yok dondurma getirecek.
E: Evett bak anne memeni aldı sana donduma getirecek.
A: Evet annem dondurma getirecek sana.
Geceyi zar zor uyuyarak geçiriyoruz. Artık dayanılmaz noktalara geldiğinde "Anne ben ne istiyolum?" sorularıyla kalbimizi dağlasa da anne -baba olarak dayanıyoruz. Akşam "peri nasıl getirecek bu dondurmayı? Kutuya konacakmış öyle diyor yazı da, neye koysak?" diye kara kara düşünüp bir ayakkabı kutusunu peri kutusuna dönüştürüyoruz Kutay'la. Sabah kutuyu gizlice arabay indirip marketten çaktırmadan bir dondurma aldık. Kutay bizden önce çıkıp kapının eşiğini yerleştirdi içinde dondurma olan kutumuzu. Kapıya yaklaşınca:

*12.05.2009 A: A a a peri gelmiş. Sana ne getirmiş Efla?
E: A peyi gemiş, bana memeni getirmiş !?? diyerek kutuya koştu.
" Yok yok meme değil. Aç bakalım ne var içinde diyoruz. Kutuyu açıyor ve dondurmayı gördüğüne gayet mutlu kapıyı açan dedemize "bak donnuma getirmişş dede bak" gülücükleri eşliğinde ucuz atlatıyoruz. Bugünü anneannemizin misafirlerinin kıyağı olarak bir saatlik bir emzik keyfiyle geçriyoruz. Ama akşam istikrarlı bir şekilde ailecek çalışmalarımıza devam ediyoruz.
Bazı ülkelerde bu iş bir ritüel. Tabi bizim kültürümüzde de var mı bilemiyorum Ama peri hikayesinden de anlayacağınız gibi bu da dış kaynaklı bir uygulama. Skansen açık hava müzesindeki bir emzik ağacı işte bu ritüeli anlatıyor. Dilek ağacı gibi işi biten emzikler ağaca asılıyor.Ritüeller bir yana "Anne ben ne istiyorum" soruları eşliğinde, kimi zaman uykuda ağlayarak, kimi zaman küçük bir ağlama krizi yaşayarak emzik(-lerimiz) silinip gidiyor hayatımızdan. Bize verdiği destek için kendisine teşekkürlerimi sunuyorum. Emzirme döneminde çok yardımlarını gördük. Ama artık Efla'nın dişlerini korumak istiyoruz ve daha fazla bağımlılık geliştirmesini istemiyoruz. Anneannemizin hadi artık diye bizi yola koymasıyla hayatımızın önemli ayrıntılarından birini daha geride bırakıyoruz. Emziğin biri elinde biri ağzında, bi birini bi birini emen Efla, emziğe verdiğimiz tutturucu(susturucu) ismi, emzik kaynatmalar, 8 emziği kaybedip yerine bi sekiz daha koymalar anı defterimizin nadide köşlerinde yerlerini alıyor bir bir. Laf aramızda rahata çabuk alışılıyor. Emzik unutup sokakta rezil rüsva olan tok anne emziksiz bir hayata başlarken açın halinden ancak bu kadar anlayabiliyor:)
Efla, dün babasının bilgisayarının ekranındaki emzikli bir fotoğrafını görüp memesini istediğinde ona tekrar emziklerini periye verdiğimizi hatırlatsam da "Ama onun memesi vaaar" diyip kendi kendini kıskanarak içindeki ukdeyi dışa vuruyor...
9. günün ardından artık eminiz...
Emziklerimiz sevgili perimizin güvenli ellerinde, nefis dondurmalarsa sınırsızca Efloşumun damağını süslemekte. Şimdi tuvalet persine sesleniyoruz:
-Periii, periiii
Efla artık bezini kullanmak istemiyor. Onu da almak ister misiniz?



















