20 Mayıs 2009 Çarşamba

Emzik Perisi

*11.05.2009

A: Anneciğim biliyor musun bir emzik perisi varmış. Artık emzik kullanmak istemeyen çocuklar emziklerini ona veriyorlarmış. Peri de onlara çok güzel dondurmalar getiyormuş. Ne dersin biz de periye verelim mi emziklerimizi o da sana dondurma getirsin??? (Fındığım periden ne anlıyor , onu neye beznetiyor bilemiyoruz tabi..)
E: (emziği elinde bi ona bi bana bakar) memeni verelim donnuma getirsin.
A: Tamam o zaman memeleri bugün anneannende bırakalım. Ama peri onları bir daha getirmeyecek. Tamam mı? Dondurma getirecek.
E: Tamam.?!?!!


Annemden çıkıp arabaya biniyoruz. Daha köşeyi dönmeden uyku hazırlığı yapma niyetiyle:


E: Anne meme istiyoruum...
A: A a a annem hani emzikleri periye verdik ya. O da sana dondurma getirecek ya.
E: Mememi verdim o da bana meme getirecek.
A: Yok yok dondurma getirecek.
E: Evett bak anne memeni aldı sana donduma getirecek.
A: Evet annem dondurma getirecek sana.

Geceyi zar zor uyuyarak geçiriyoruz. Artık dayanılmaz noktalara geldiğinde "Anne ben ne istiyolum?" sorularıyla kalbimizi dağlasa da anne -baba olarak dayanıyoruz. Akşam "peri nasıl getirecek bu dondurmayı? Kutuya konacakmış öyle diyor yazı da, neye koysak?" diye kara kara düşünüp bir ayakkabı kutusunu peri kutusuna dönüştürüyoruz Kutay'la. Sabah kutuyu gizlice arabay indirip marketten çaktırmadan bir dondurma aldık. Kutay bizden önce çıkıp kapının eşiğini yerleştirdi içinde dondurma olan kutumuzu. Kapıya yaklaşınca:


*12.05.2009
A: A a a peri gelmiş. Sana ne getirmiş Efla?
E: A peyi gemiş, bana memeni getirmiş !?? diyerek kutuya koştu.
" Yok yok meme değil. Aç bakalım ne var içinde diyoruz. Kutuyu açıyor ve dondurmayı gördüğüne gayet mutlu kapıyı açan dedemize "bak donnuma getirmişş dede bak" gülücükleri eşliğinde ucuz atlatıyoruz. Bugünü anneannemizin misafirlerinin kıyağı olarak bir saatlik bir emzik keyfiyle geçriyoruz. Ama akşam istikrarlı bir şekilde ailecek çalışmalarımıza devam ediyoruz.

Bazı ülkelerde bu iş bir ritüel. Tabi bizim kültürümüzde de var mı bilemiyorum Ama peri hikayesinden de anlayacağınız gibi bu da dış kaynaklı bir uygulama. Skansen açık hava müzesindeki bir emzik ağacı işte bu ritüeli anlatıyor. Dilek ağacı gibi işi biten emzikler ağaca asılıyor.

Ritüeller bir yana "Anne ben ne istiyorum" soruları eşliğinde, kimi zaman uykuda ağlayarak, kimi zaman küçük bir ağlama krizi yaşayarak emzik(-lerimiz) silinip gidiyor hayatımızdan. Bize verdiği destek için kendisine teşekkürlerimi sunuyorum. Emzirme döneminde çok yardımlarını gördük. Ama artık Efla'nın dişlerini korumak istiyoruz ve daha fazla bağımlılık geliştirmesini istemiyoruz. Anneannemizin hadi artık diye bizi yola koymasıyla hayatımızın önemli ayrıntılarından birini daha geride bırakıyoruz. Emziğin biri elinde biri ağzında, bi birini bi birini emen Efla, emziğe verdiğimiz tutturucu(susturucu) ismi, emzik kaynatmalar, 8 emziği kaybedip yerine bi sekiz daha koymalar anı defterimizin nadide köşlerinde yerlerini alıyor bir bir. Laf aramızda rahata çabuk alışılıyor. Emzik unutup sokakta rezil rüsva olan tok anne emziksiz bir hayata başlarken açın halinden ancak bu kadar anlayabiliyor:)
Efla, dün babasının bilgisayarının ekranındaki emzikli bir fotoğrafını görüp memesini istediğinde ona tekrar emziklerini periye verdiğimizi hatırlatsam da "Ama onun memesi vaaar" diyip kendi kendini kıskanarak içindeki ukdeyi dışa vuruyor...

9. günün ardından artık eminiz...
Emziklerimiz sevgili perimizin güvenli ellerinde, nefis dondurmalarsa sınırsızca Efloşumun damağını süslemekte. Şimdi tuvalet persine sesleniyoruz:

-Periii, periiii
Efla artık bezini kullanmak istemiyor. Onu da almak ister misiniz?

12 Mayıs 2009 Salı

Emzik Ülkesine Veda...


Emziklerimizi 11 Mayıs akşamı saat 19:00 itibariyle emzik perisine verdik.
Gelişmeleri bir hafta sonra yazacağım zira o kadar düşsün ki korkuyorum bitti artık demeye:)

23 NİSAN





Sabah 23 Nisan'ı anlattım sana. Evlerin balkonlarına, camlarına asılmış bayrakları göstererek. Biz de asalım mı dedim çok sevindin. Ellerinle astın bayrağını. Günün ilerleyen saatlerinde çevremizde düzenlenen etkinliklere katılacağımızı anlattım. Her birini tek tek anlattım sana. Hangisine gidelim dedim Akadyumuna dedin. Rotamız çizildi. Yağmurun aziziliği ile biraz evde mahsur kalsakta taksiyi çağırdığımı duyduğunda gidiyoruz çığlıkları attın. Bir hafta bu taksiyi anlattın sonra.

Arcadium mu? Çok eğlendik. Dümtek tek dansı, kol bastı dansı. Animatörle ele ele kol kola oyunlar. Yüz boyama ve suratında minik kalpler. Anne-kız meyvesuyu ve kahve keyfi. İstediğin oyuncakları aldın. Paltaço şapkanla gönüllere taht kurdun özellikle animatörlerin gözdesi oldun.Başında 23 Nisan Prensesi tacın arcadiumu alt üst ettik. Kapanışta tüm çocuklar sahneye doluşup "Yaşasın 23 Nisan" diye bağırdıklarında onalrın arasında biraz korksan da o kadar eğlendin ve yoruldun ki akşam koltukta sızdın kaldın.

Ben mi? Çok eğlendim...
Bir daha ki bayram ne zaman? :)))

Ay Dedenin Ayakları:)

Akşam salonun camında aydedyi gördük. Kocaman sapsarıydı. Aaaa bak aydede. Ne kadar güzel tabak gibi dedim. Ay dede gidiyor yavaş yavaş dedim. hani ilerliyor ya ufak ufak. Evet gidiyor dedi....

-Ama ay dedenin ayakları yok. (Ayaklarına bakıp eteğini görür. )

Eteği de yok.

-Evet annem ayakları yok. Aydede kız mı erkek mi?

-Erkek (ama eteği olmamasına şaşıyor yine de)

-Peki orada nasıl duruyor aydede.

-Ay dede yukarda duruyor.

-Evet yukarda. Peki nasıl duruyor kim tutuyor onu orada.

-Uçaakk



:)))

Picassa kotamız dolduğundan geçici süre fotoğraf ekleyemiyoruz

14 Nisan 2009 Salı







Hadi şimdi sen bana bir masal anlat.
Efla: Tamam. Immm pekiiii bir vamış bir vamamışş. ( bi yerde hata olduğunu anladığından kikirdeyerek)
Bi küçük kız varmış. Köpek gelmiş. Annesi aramış. Hav demiş. Kapıyı çalmış. Adama gelmiş. Korkmuş. Annesi gıjmış. (kızmış)
Ne anlatıyorsuna acaba. Annesi gıjmış! kısmı dışında bana manalı gelen bişey yok. Çok gıjıyor herhalde Efla'ya annesi:) Aslında kzıyor bazen evette "ama bak anne kızacak şimdi" tehditlerimin sayesinde geliyor bu cümleler dile.Anne olmanın %99'u sabır olsa gerek. O da ben de yok galiba. Tüm çabama rağmen bi noktadan sonra kaçırıyorum ucunu. Ama sendeki inatta kimse de yok. Hiç vazgeçmiyorsun. İstyolulum dedin mi bitti. İstediğin oluyor. Bazen biraz uzunca mücadele ediyorsun ama oluyor. İyi bir yol seçtin kendine bence. Böyle devam et annem. İyidir ısrarcı olmak.
Sen konuştuğundan beri biz hangi kelimeleri ne kadar sık kullandığımızı anlayabiliyoruz. Ben sen konuşana kadar o kadar sık "yaa" dediğimi farketmemiştim . Bir de baban araba kullanırken bazen senin orada olduğunu unuttuğunda ona "ya baba -arada anlayamadığımız bir cümle yığını-oylee demmee" diye ikaz ettiğinde birbirimizi senin için ikaz ettiğmiizi de hatırlatıyorsun.
Sanırdım ki geçen sene sen hiç kız çocuğu gibi olmayacaksın. Olduuun. Saçların dışında...Oce ve ujjj dedin mi sular duruyor. Evde hiç makyaj fırçam kalmadı. Hepsi senin oyuncağın. Her yerlerini boyuyor sonra da çekiştirip kırıyorsun. Saçların konusunda da aynı özeni göstersen... Topuklu terlik ve ayakkabılar, sabahlıklar... Bilmem neden üst giyimlerin hepsini alt giyim olarak kullanma eğilimin. Pijamanın üstünü ayağına geçirme çabaların artık sonuç veriyor. Çoraplarını eldiven olarak kullanıyorsun. Ayağın hep çıplak.




Müzikle aran hala çok iyi. Hatta o kadar ki bildiğin şarkılardan mix yapmaya başladın. Bi bahar akşamı asladım sizeee leyleylümülümülüü.Bak deden geliyoooo selam veliyoooo...Oyun konusunda da iyisin. Modayı takip edip kolbastı dedik mi emziğini bi yerlere bırakıp (o şart, düzen kumkuması olduğundan) ayağa fırlıyorsun. Onun dışında özellikle hafta sonları genelde dans ederek geçiyor bizim için. "Anne benim sidiim nerede?" diy ebaşlayıp bütün sabahımızı dansa ayırıyoruz. Son zamanlara perküsyon eşliğinde ettiğimiz dans ta oldukça eğlendiriyor beni. Ya seni?
Küçük, güzel ve şaşırtıcı anektodlar da oluyor hayatımızda. Aslında çok sık oluyor. Ama bazen yazamıyorum bunları bir yerlere. Bak şimdi aklıma geldi bir tanesi:

Yatakta hoppa hoppa oynuyoruz. Annem, gel bakiim buraya diyorum. Bu emir kipine şaşkın mini mini geliyorsun. Öp bakim şurayı diyorum yanağımı uzatıp. Şaşkın onu da yapıyorsun. Öpücüğümü alır almaz şeberip başımla karnını gıdılıyorum. Gülüyorsun : "Cannım annem benim. Çok tattısınn." Allah'ım bundan daha güzel birşey olur mu acaba?

Bak bir tane daha geldi aklıma:
Anneannen: Efla çenen düşmüş.
Şaşkın, anlayamayan bir yüz ve hoop el çeneye...
Efla: düşmediii annane düşmedii...

Bir iskete kuşu doğurmuşum. Hem de tam anlamıyla. Bunu anneannenin güzel cümleleri tescilledi hep. Geçen seneki sloganımız "boyun kadar konuş kızım" dı. Bu yıl "Efla çenen düşmüş"
Hasılı minnoşum seninle olmak güzel. Seni yaşamak güzel...

17 Mart 2009 Salı

İKİİ DODUN EFYAAAA



Derken 2 sene sular seller gibi geçivermiş. Annesi giden yılların ardından bakarken minik koza kelebek olmuş. Her rengi kuşanmış... Sesine şakılar, yüzüne türlü ifadeler, yüreğine duygular takıştırmış... Gel zaman git zaman, gün be gün, an be an büyümüş ve büyütmüş. Şaşırtmış çiçeklerinin mis kokusunu salarken etrafına... Kıymeti kıymet kazanmış, dilleri sohbet. Girdiği her yürekte taht annesinin hayalinde baht edinmiş.





Gülmek olsun, sevgi olsun en büyük zenginliğin demiş annesi her gün her gece her an tek dua diye....




Minik kelebek, ömür dediğin bir gündür o da bugündür derler. Kelebeğin ömrüdür birgün, sen sonsuz yaşa ,sağlıkla yaşa ama hep o anda, hep yüreğinin kocaman ışığında yaşa. Hep neşeli kahkahalar at, hep şarkılarını söyle. Sen büyü, anıların büyüsün, ayak numaran annen gibi 39'ları görsün, beden ölçün 40 oldu mu "ne kaaa büyüdüüüm ben" de ama yüreğinde ki çocuk bugün ki gibi eteklerini savura savura şarkılar söylesin. Annen olarak sana ancak bunları söyleyebilir, yazdığın hikayenin içinde baş rollerde olmanın gururunu yaşayabilirim sadece.




Nice yılların olsun kuzum. Sağlıkla sevgiyle ve birlikte olacağımız nice yıllara...



Hikaye yazmak ciddi bir iştir ama parti yapmakta öyle. Biraz da doğumgününü anlatalım. Her ne kadar mütavazi bir ev partisi desekte oldukça yorucu bir hazırlık, ciddi bir çalışma yaptık yine. 3 gün sürdü hazırlığımız ve tabii yine karasular indi ayaklarımıza. Şikayet etmiyorum çünkü günün sonunda ailemiz, dostlarımız, senin de sevdiğin insanlar hep birlikte olma şansı yakalamış olduk. Kendi adıma eğlenceli, huzurlu ve sevgi dolu bir ortam olduğunu söyleyebilirm gönül rahatlığıyla. Sen yine hep sayıkladığın Hakan'dan kaçıp onu sinir ettin. Teyzen sana şu sıra seni en mutlu edecek şeyi bir masa takımını hediye etti ki başından kalkmıyorsun. Jujuyla dans edip, kırıtık bebeğine nasıl baktığını gördüm. Merak etme senin pabucunu dama atamaz. Dilek yine içine holigan kaçmış haliyle çoşturdu seni. Laylaylaylaylayalaaayyyy:) Sizleri oyun gruplarına göre düşünürken yine aynı hatayı yapıp hiç büyümediğinizi varsaydığımdan oyun arkadaşları ve oyun planlarını hiç ele alınmadan kalkaladı. Kayroşla Alişkonun patada patada balon patlatma ve parti şapkası savaşına çok katılamadın. Kızım bu erkek oyunu diyerek ayırabildik seni. Orhan Abin hakkaten abi olmuş. Ben onu da sizlerin arasına dahil etmiştim ama orada da yanıldım:) Kuzey evin bebeği rolünü senden devraldığı için günün mıncıklananı oldu. Buna seviniyor olman lazım...

Dışarda lapa lapa kar vardı. Hava soğuktu. Evimiz çok sıcaktı. Sabahtan saçlarını sardık. Sen gelin hanım misali elleri ojeli, saçları bigudili, pijamasının bir paçası yerde dğeri dizinde haftalardır diline doladığın "ikii dodun efyaaaa" şarkını söyleyip, Akanda gelecek, Kayyam da gelecek, deesen de gelecek, Dedeeee sıkıldımmm gel diyerek bekledin herkesi ve beklemene değdi. Sıcacık bir gündü. Eminim her zaman hatırlayacaksın....



















28 Ocak 2009 Çarşamba

DUDU






Ocak 2009' u çok sevdim.
O kadar güzel konuşmaya başladın ki. Bir gün içinde değişti desem yeri.
Bir öğlen uykusu öncesi Türk müziğinin beni etkileyenlerinden ninnlerimi söylemeye başladım yine.

"Anne töööle" demiştin.
Ben: Hangisini kızım fikrimin ince gülünü mü?
Efla: Hıııı.(ağzında emizkle hırıltılı bir hııı.)
Ben: Fikrimin ince gülüüüü
Efla: kabimin sen bübüüüü
Ben: ne, nasılll?

Ezbere başlamış boncuk. Nasılda saklamış benden. Şaşkınım kocaman bir gülümseme suratımda.
Kalbim ağzıma geldi heyecandan. Gururlandım. Mutlu oldum. Sanki bir tek benim kızım konuşan:)

Efla: ogün kiiii gödüm şeni yaktın yaktın biniii
Ben: Hay ağzını öpeyim. (öptüm:)))

Sonra şarkılarımızın hepsinin bu minik kayıt cihazında kayıtlı olduğunu gördük. Hepsini ezberlemiş. Güller ve dudaklar, mini mini bir kuş, bir gün bir gün bir çocuk, of of tuvaletim geldi...

Sen daha auu mauuu derken hayal ederdim eve dönüş yolunda parkta oynarken seni. "Anneee" diye bağıracak koşarak boynuma sarılacaktın. Ben senin sesinden anne olmayı taşıracaktım içimden. Şimdi eve geliyorum yüzünde güller "anne ikii gediiiin."

- İyki geldim annem.
-hoçgedinn
-hey allam ya:)
-allaallllla

Seni seviyorum papağanım, geveze kuşum. O tatlı dillerini yeriim.

Not: Fotoğraflar Kasım 2008'ait. Fotoğraf makinamızda bozuldu:(

17 Ekim 2008 Cuma

Parkta Bir gün







01 Eylül 2008 Pazartesi

Bir Mevsime Veda


İşte geldi son bahar. Yazı bitirdik. Yazın yazamadığımız tüm yazıları bir mevsim özeti olarak sunma vakti. Döktüğümüz duyguları derip bir vazayo koyma vakti. Yazı güzel bitirmiş olmanın verdiği hazzın özeti. Yazın son 15 günü Efla ile hiç yapamadığımız bir şeyi yapma şansımız oldu. "Birlikte vakit geçirmek". 15 günlük iznimi baş başa evde geçirdik. Başlangıçta ham bir anne olarak inanılmaz yorucu gelse de sonuna kadar aynı keyfi yaşadım. Onu daha iyi anladım, dinledim ve gözlemledim. Sanırım o da beni... İşe gitmenin ne kadar gereksiz olduğunu bir kez daha anladım. 15 gün içinde Efla sayılamayacak kadar çok yenilik ekledi kendine. Mutluydu. Şimdi de mutlu daha önce de mutluydu biliyorum. Sonuçta çok iyi bakıldığının o da farkında. Ama evde olmak, anneyle vakit geçirmek, ona naz yapmak, onunla oynamak, seni gün içi bırakmaması her çocuk için önemli olsa gerek. O yaşta anlamak zor olsa gerek işe gitme geyiğini. Bu yaşta bile anlamak zor...


Bu yaz Efla parkların, suyun, havuzun, toprağın tadını çıkardı. Kaydırağa binmenin ABC sini yazdı. Tek başına yaptığı her iş gibi kaydırak merdivenlerini arşınlayıp hoppacık yapma girişimlerimizden tek başıma kayarım tutmasana beni omuz atmalarına geçti. Ufak kazalara rağmen gözünü korkutmayarak parkın tek sevdiği oyuncağı kaydırağın hakkını verdi. Salıncağa ısınamadı ama tırmanma zincirlerine yetieşmeyen bacaklarına rağmen her zincire kendini tırmandırmayı da başardı. Parklar artık çakıl. Kamyona taş doldurma oyunu parkın gölgesinde bekleyen kamyonun park bitimi eve gerisin geri dönmesiyle sonuçlandı. Eflayı yukarıda bekleyen aşağıda bekleyen biri olmalı ki kaydırak zevki güvenli olsun. Ama annesiyle baş başa bir efla için de kaydırak keyfi bitmedi. Eflayı kaydırağın tepesine çıkarıp " bak kızım ben aşağı inene kadar burada otur. Ben sana hadi dediğimde kalkıp kayacaksın" diye anlattığım her kayış planımızı anlayışla karşılayıp oturup bekledi beni. Ben aşağı iner inmez de kaydırağa saldırması bir oldu. Küçük bir kaza dışında her şey yolunda gitti. Evin oradaki parkta yüksek kaydırağın tepesinde ayağı takıldı. Biri aşağıda biri yukarıda kalan ayaklarını toparlayamayan kuzu kaymakla kalmak arasında biraz hırpalandı. E tabi bende onu kurtaramadığım için aşağıda hırpalandım. En sonunda çocukken bu kaydıraklara tersten tırmandığımızı hatırlayabildim ve biraz darbe alsamda onu oradan kurtardım. Aşağa indiğimizde "anneem" diye boynuma sarıldığında ben hala titriyordum. Hala o kadar küçüksün ki...

Beni en çok mest eden gelişme ise özellikle şu son 15 gün iyiden iyiye çözülen dili oldu. O ne tatlı dildir. Artık söylemekten bunalmış olduğu repliğimiz aynen şu:

- Annem, sen benim neyimsin?
_Bebidiiğimm (bebeğim)
_Başka?
_ Çoçum. (çocuğum)
_Peki ben senin neyinim?
_ Heçiim. (Herşeyim)
_Başka?
_ Annimm.
_Başka?
_ Akkımm. (Aşkım)
_Başka?
_ Hatım. (Hayatım)
_Başkaaa
_ Ufumm (Ruhum.)
_oyyy yerim beni seni bebeğimmm gıdı gıdı gıdı gıdı kakara kikiriiiiii

Hadi gel de erime. Bu konuşmaya eğilip bükülen bir minik beden, o yandan o yana sallanan bir güzel kafa, şımarık, gevşek, geniş bir gülümsemeyle güzel bir suratta ekleyince, aralara da "hadi söyle ama" gıdı gıdılamalarını koyduk mu offf. Böyle eriyip gider insanın içi. O sonlarda bir falza söylenen "m" ler var ya hiç bitmesin istiyorsun. Dünyada duyabileceğim en güzel ses bu:)

Düşünüyorum da hangi birini yazsam diye fark ediyorum ki artık yazılamayacak kadar çok yetişilemeyecek kadar hızlısın.

06 Mayıs 2008 Salı

Efla İsmini Didikledik

EFLA Raporu:

EFLA Adının Yaygınlığı

Aradığınız EFLA kelimesini isim veritabanımızda bulamadık. Bu arada sadece ilk adınızı aradınız ve isminizi de Türkçe harfleri doğru kullanarak yazdınız değil mi? Mesela AYŞE yerine AYSE ararsanız ismi bulamayız tabii ki! Bir de bazı arkadaşlar abartıp iki ismi aynı anda arıyor, olmaz, öyle yapmayın. Adınız Mehmet Emin'se Mehmet'i ayrı, Emin'i ayrı ayrı arayın, hepsini beraber aramayın.

Ama adınızı doğru yazıp aramış olsanız bile ismi biz bulamadık demek isimsiz kaldınız, mahfoldunuz demek değil. Sadece bizim isimleri derlediğimiz yaklaşık 30.000 kişilik veritabanımız içinde 1 tane bile EFLA isminde kişi yok demek.
Ama biz ismi bulamasak da yine de aşağıda sizin için didikledik. Önce size bir istatistik çıkartalım: EFLA kelimesi Türkiye'de en çok kullanılan 2472 ad arasında yer almayacak kadar nadir bir isim ve yaygınlık oranı 30.000'de 1'den az.
Bu durumda da EFLA adının yaygınlık oranının Türkiye'nin resmi nüfus sayımı sonuçları ve günlük ortalama nüfus artış hızına orantılarsak ülkemizde 06-05-2008 10:24 itibariyle 2,130'den az kişinin isminin EFLA olduğu ve EFLA isimli kişi sayısının her yıl taş çatlasa 36 kişi arttığı tahmini yapılabilir.

EFLA Kelimesi ile Benzeyen/Uyumlu İsimler
(EFLA kelimesiyle ses uyumu olan veya kafiyeli isimler listesi)

EFLA KELİMESİNİ İÇİNDE BÜTÜN OLARAK İÇEREN İSİMLER:
eflal

SON HARFLERİ EFLA İLE UYUMLU İSİMLER:
Son 3 harfine (fla) göre efla ile Uyumlu İsimler :
Son 2 harfine (la) göre efla ile Uyumlu İsimler :
ayla sıla bala dila
BAŞ HARFLERİ EFLA İLE UYUMLU İSİMLER:
İlk 3 harfine (efl) göre EFLA ile Uyumlu İsimler :eflal
İlk 2 harfine (ef) göre EFLA ile Uyumlu İsimler :
efsun efe efekan efsane eftal efser eftale efgan efil
HEM BAŞ HEM SON HARFLERİ EFLA İLE UYUMLU İSİMLER:
'e' ile başlayıp 'a' ile Biten İsimler :
eda esma ela eliya ertunga enbiya erda evliya

EFLA isminin Yazılışları


Görme Özürlüler (Braille) Alfabesinde EFLA Kelimesinin Yazılışı:


İşitme Engelliler (İşaret) Alfabesinde EFLA Kelimesinin Yazılışı:


Mors (Telgraf) Alfabesinde EFLA Kelimesinin Yazılışı:
...-..-...-

Denizcilik Alfabesinde EFLA Kelimesinin İşaret Bayraklarıyla Kodlanması:



EFLA Kelimesinin Barkod Yazılışı:

EFLA isminin Anlamı

Biz EFLA adını veritabanımızda bulamadık diyoruz, siz hala anlamı ne diye soruyorsunuz. Hoş veritabanımız içinde bulsaydık da bizim sitemiz isim anlamlarını vermiyor, acayip ve garip diğer bilgileri veriyor. Siz iyisi mi ismin anlamını Google'da arayın. Arama kutusunda "EFLA + Anlam" veya "EFLA isminin anlamı" kelimeleriyle arama yaparsanız aradığınızı bulma ihtimaliniz var ama oranını şu anda hesaplayamadık! :)
EFLA kelimesiyle Aritmetik Uyumu Olan İsimler

EFLA kelimesini oluşturan harflerinin alfabemizdeki sıralarının toplamı 29:
E F L A TOPLAM
6 7 15 1 = 29

EFLA ismi harflerin alfabetik değerlerinin toplamı na göre . sırada ... ... Toplam 2 ismin aritmetik toplamı 29 (Binde 0.81 isim)
Aynı aritmetik toplamdaki diğer isimler : baki